GEORGE ORWELL - HAYVAN ÇİFTLİĞİ

GEORGE ORWELL - HAYVAN ÇİFTLİĞİ 



Bu kitap, siyasi sistemlerin belki de en güzel ve en iyi benzetmelere sahip açıklamasıdır. Öncelikle henüz kitabı okumamış olanlar için kısaca fazla detaya girmeden bir özet geçelim.

Öncelikle kitap bir çiftlikte yaşayan hayvanların bir araya gelerek hayvanların özgür ve eşit bir şekilde yaşaması gerektiğini bunun için herkesin tüm gücüyle mücadele etmesi gerekliliğini bildirerek başlar. Bu çağrıyı yapan yaşlı bir domuzdur. Onun öğretileri gerçekten dürüst ve adil bir sistemde yaşanabilmesi için gerekli olan her şeyi içermektedir. Hayvanlar yaşlı domuzun öğretilerini ezberler ve benimser. Burayı direkt olarak kitaptan alıntı yapmak istiyorum:
"İşte yoldaşlar, tüm sorunlarımızın yanıtı burada.Tek bir sözcükte özetlenebilir: İnsan. Tek gerçek düşmanımız insandır. İnsanı ortadan kaldırın, açlığın ve köle gibi çalışmanın temelindeki neden de sonsuza dek silinecektir yeryüzünden."
"İnsan üretmeden tüketen tek varlıktır."




Domuzların önderliğinde örgütlenen hayvanlar yıllarca süren uğraşlarına rağmen sonunda birlik olaraktan devrimi gerçekleştirirler ve insanları çiftlikten kovarlar. Çiftliğe ve kendi hayatlarına sahip olmanın güzelliğiyle sarhoş olurlar. Hayvanlar hep birlikte elde ettikleri hak ve özgürlüklerini temellendirmek amacıyla kendilerine ilkeler belirler, kurallar koyarlar. Temelde bu ilkeler tüm hayvanların eşit olduğu, hiçbir hayvanın başka bir hayvanı öldürmeyeceği, hiçbir hayvanın insan gibi giyinmeyeceği, içki içmeyeceği, yatakta uyumayacağı şeklindedir. İlk başlarda bunlara aynen uyulur. Herkes beraber elde ne varsa onu yiyor, hep birlikte ahırlarda uyuyor ve kimse kimsenin canına kıymıyordur. Herkes eşit ve özgürdür. Hala eskisi gibi çok çalışmalarına rağmen kendilerine hep çalışsakta kendimiz için çalışıyoruz insanların için değil mantığıyla hareket ediyorlardır. Bu sırada her gün yapılan toplantılarda iki domuz sürekli atışıp asla birbirlerinin fikrini kabul etmiyor ve sürekli diğerlerini kendilerine katılmaları için konuştukça konuşuyorlardır. Çünkü çiftliği yönetmek kolay değildir alınması gereken pek çok karar ve yapılması gereken çok iş vardır. Hayvanların en zekisi oldukları gerekçesiyle domuzlar hep ön planda olarak bu yönetim işleriyle ilgileniyordur ama elbette tüm hayvanların fikri ve oyu alınıyordur. Gel zaman git zaman çiftliğe bir yel değirmeni yapılması fikrini ortaya atan diğerine göre daha zeki ve adil olan domuz Snowball, kaba olan diğer domuz Napoleon tarafından kesinlikle rededilmektedir. Bu iki lider konumdaki domuzlar atışıp dururken sonunda Napoleon bir toplantı esnasında yavruyluktan beri kendi yetiştirdiği köpekleri Snowball'ın üstüne salar. Snowball canını kurtarmak için çiftlikten kaçıp gider. Bu olaydan sonra tüm işlerin yönü değişmeye başlar. 



Napoleon artık tek liderdir ve ona itiraz etmeye çalışan herkesin gözünü korkutmak için askeri güç diyebileceğimiz köpeklere sahiptir. Napoleon diğer domuzları da etrafına toplar. Önce toplantıların sayısını azaltır, küçük kararları domuzların alabileceğini söyleyerek. Bu giderek tüm kararları domuzların almasına dönüşür. Zamanla domuzlar, çiftliği yöneten konumuna gelmişlerdir. Diğerlerinden fazla yiyor diğerlerinden farklı yerde uyuyor olmuşlardı. Geçen zamanın hafızalara yaptığı etkiyi iyi kullanmayı bilen domuzlar, hayvanların doğru bildiklerinden emin oldukları şeyleri onlara farklı anlatmaya başlamışlar ve bir çoğu da bunlara inanıyor yahut kabul ediyorlardı.
Koyunlar aptal canlılar olması gereğince domuzlar tarafından onlara öğretilen her şeye ayak uyduruyorlardı. Köpekler iktidarın güç kaynağıydı. Ve diğer hayvanlarda gerekli olan iş gücüydü. Eğer isteyerekten itaat etmezlerse ya akıl oyunlarıyla ya da zor kullanarak baskı altına alınabiliyorlardı. Üstelik hayvanlar ne olursa olsun insandan daha iyidir düşüncesinden asla ayrılmıyorlardı. Çok çalışsalar da aç yatsalar da kendileri için çalışıyorlardı, özgürdüler. Kimse insanın geri gelmesini asla istemiyordu. 
Hal böyleyken domuzlar tüm gücü elinde aldılar. Tek lider olarak tanımlanan Napoleon konuşulamayan, sorgulanamayan hatta artık sık sık toplum içinde görülmeyen, görülse de etrafındaki köpek sürüsü sebebiyle yanına yaklaşılamayan birisi olmuştu. Tüm ilkeler zamanla yavaş yavaş değiştiriliyordu. Mesela artık domuzlar insanın evinde yaşıyordu. Kesinlikle yasaklanan içkiyi içiyor, insan kıyafetleri giyiyor, hatta para kazanmak için yakın çiftliklerle kurnazca ticaret ilişkilerine giriyorlardı. Sonunda yine kesinlikle yasak olmasına rağmen domuzlar iki ayak üzerinde yürümeye başlarlar. Hayvanlar hayal meyal bunların yasak olduğunu hatırlar gibi oluyorlar ama kurallara baktıkları zaman aslında öyle olmadığını görüyor ve kendi hafızalarına güvenemiyorlardı. Çünkü kuralların sahipleri de onların sahipleri de domuzlar olmuşlardı. 
Kitabın sonunda insanları yemeğe davet etmiş olan domuzları gizlice izleyen diğer hayvanlar artık insanla domuzların yüzlerinin bire bir aynı olduğunu onları ayırt etmenin imkansız olduğunu fark eder. 


Kitabın kabaca özeti böyledir. Aralardaki pek çok detaya girmeden genel taslağı sermek istedim. Buradaki müthiş benzetmeler eminim sizlerinde gözüne çarpacaktır. Kitap özgürlüğü sorgulamanıza neden olan ve sizi kesinlikle düşündüren çok kıymetli bir eser. Okunması şiddetle tavsiye edilir.

" BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR
AMA BAZI HAYVANLAR
DİĞERLERİNDEN DAHA EŞİTTİR "





#end 









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz başarıyla gönderilmiştir, yayınlandıktan sonra sayfamızda yayınlanacaktır.