CHARLES DICKENS – İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ - Alperen Özdemir

Alperen Özdemir

Sosyal Medya Mühendisliği ve Genel Yayın Yönetmenliği.

Breaking

Home Top Ad

18 Mart 2019 Pazartesi

CHARLES DICKENS – İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ



CHARLES DICKENS – İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ

  “O günler en iyisiydi ya da en kötüsüydü, akıl çağıydı ve aptallık çağıydı…” kitap başlarken geçen bu cümle o zamanları ancak bu kadar iyi özetleyebilirdi. Gerçekten de her şey bulanıktı; iyi ve kötü arasındaki ince çizgi giderek şeffaflaşmış, masum ile suçlu iç içeydi.
Yıllardır fakir halkın sırtından geçinen burjuva sınıfı, halkı insan yerine koymadığı gibi onları aç bırakıyor, hayvanlarını bile halktan daha mühim buluyordu. Soylular kendi topraklarında yaşayan insanlara sahiptiler. İnsan, insanın malıydı. Öyle ki bu mallarına istediklerini yapma ve yaptırma hakkına, hatta bir insanın en temel hakkı olan yaşama hakkına dahi müdahile etme, onları birer solucanmış gibi kolaylıkla öldürebilme hakkına sahiptiler.  Soyluların parası hatta bazen sadece isimleri kanunlardan daha üstündü. Bundandır ki bakanlığa gönderilen bir mektuptan dahi haberleri olup masum bir insanı kolaylıkla hapse attırabiliyorlardı.
Ama onlara bu gücü veren tüm o para, ünlü aile isimleri, saygın kanları ve topraklarından evvel halktı, köylüydü. İnsanlar fakirlik ve yoksulluk içinde ölümü yaşamaktan daha iyi gördüklerinden Soylular onlar için birer tanrıydı. Onlar güzel, zengin, güçlü ve en önemlisi toktular. Bu yüzden yoldan geçen Kral ve Kraliçe’yi izlemek dahi başlarını döndürüyordu. İnsanlar uyuyordu. Çünkü başka bir düzenin mümkün olabileceğini bilmiyorlardı. Ve bir gün güçlerini fark ettiklerinde, artık yapabileceklerini öğrendiklerinde çektikleri tüm acının, sefaletin, dökülen kanlarının ve açlıklarının bedelini ödetmek istiyorlardı.
    Soyluları yenip suçluları astılar, masumları kurtardılar. Ama bir süre sonra masum ile suçlu birbirine karıştı. Gözleri kana alışan halk, nefret ettikleri şeye dönüştüler. Ya da daha doğrusu halkın gözü kana zaten alışıktı. Onları vahşileştiren şey, kimin kanının akacağına artık kendilerinin karar vermesiydi. Onları vahşileştiren şey; güçtü.

Onlar için artık kimin suçlu kimin suçsuz olduğu önemsizleşmişti. Onlar sadece bu güçlerini kullanmak istiyorlardı. Cumhuriyet onlara yaşama hakkı, devletin yönetiminde söz söyleme hakkı veriyordu. Onlar bu hakkı her şeyden üstün tutuyordu. Herkesin eşit olduğu ve herkesin haklarının olduğu bir sistem için kendi canlarını ve sevdiklerinin canlarını bile feda edebilirlerdi. Bu yüzden Cumhuriyete düşman olan herkes en korkunç işkencelerle öldürülmeliydi. Onlara katılmayan son kişi dahi yok edilmeli herkes ülkesi için yaşamalı ve ölmeliydi. Hukuk, kanunlar, mahkemeler hiçbiri halka karşı çıkmamalıydı.

    Aslına bakarsak, toplumsal anlamda büyük değişiklikler söz konuyken koskoca devrimler yapılıp tüm kanunlar değişip yeni bir devlet kurulmasına rağmen temelde bir değişiklik olmadığını düşünüyorum. Temelden kastım, insanların yapı taşları.
İnsanlar, ihtilalden öncede  birbirlerine güvenmiyorlar, herkes hırsız, katil veya ajan olabilir gözüyle bakıyordu birbirine; ihtilalden sonra da kimse kimseye tam manasıyla güvenmiyor soylu veya Cumhuriyet düşmanı olabilir diye şüpheyle yaklaşıyorlardı. Yani ihtilalden önce var olan karmaşa ve güvensizlik ortamı ihtilalden sonra açık seçik görülen bir kaos ortamına dönüşmüştü. İnsanlar hala aç ve yoksuldu. Önceden soylular halka istediğini yapıyorken ihtilalden sonra halk, istediğine, istediğini yapıyordu. Masum olduğuna inandığı kişileri bağrına basıyor onlar için ağlıyor üzülüyorken suçlu olduğuna inandıkları kişileri lanetliyor en ufak bir merhamet dahi göstermiyor ölümlerini zevkle izliyordu.
Halkta soylular gibi kendine uygun bulduğuna çok iyi, düşman bulduğuna kötüydü. Yalnız soylu bunu böyle bildiği ve keyfi böyle istediği için yapıyor, halk ise çektiği acıdan dolayı böylesi bir canavara dönüşüyordu. İkisi arasındaki bu fark ekonomik farktan daha mühimdir.

2 yorum:

  1. Kitap okumayan biriyim, kitap okuma hevesi doğdu birden... Teşekkürler.

    YanıtlaSil

Yorumunuz başarıyla gönderilmiştir, yayınlandıktan sonra sayfamızda yayınlanacaktır.