Yorum yap

[blogger][disqus][facebook]

Korona Virüs Canlı Takip



TIKLA VE TAKİP ET

Kitaptan Alıntılar

İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe girişmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.

Backlink- Nedir?

kaynak: https://www.seosozluk.com/backlink-nedir-nasil-alinir-seo/



SEO dünyasının en popüler konusu olan backlinkler üzerine olacak. Yani kısaca backlink nedir? Backlink nasıl alınır size anlatmak istiyorum. İki tane web sitesi düşünün; bir tanesi sizin olsun. Ayakkabı sitesi.
Web sitenizin sayfa kategorilerinin hep ayakkabı üzerine olduğunu varsayıyoruz. Bir tane daha site var bu da terlik üzerine. Bu da aynı şekilde tüm alt sayfalar terlik üzerine dizayn edilmiş. Bir gün ayakkabı sayfanızdan terlikle ilgili birşey geçiriyorsunuz ve kullanıcılara faydalı olması için bir link vermek istiyorsunuz. İşte bu aksiyonun adı backlink. Bu ayakkabı sitesi terlik kelimesinden terlik sitesine bir link verdiği zaman burada bir otorite, bir değer geçişi oluyor. Ve bu kelimeyle terlik sitesi biraz da olsa otorite olmaya başlıyor. İnternet dünyasında bu işlem ne kadar fazla olursa yani 1 milyon tane site terlik ve türevlerinden bu siteye link verirse o zaman bu bahsettiğim terlik sitesinin otorite değeri çok yüksek olacaktır.
Google aramalarında terlik ve varyasyonlarında mutlaka bu siteyi üst sıralarda görmeye başlayacağız. Peki backlink kavramını bu kadar değerli yapan şey ne? Öncelikle Google’ın yönergelerinden çok kısa bahsedeyim. Google kesinlikle bu işlerin parayla olmaması gerektiğini söylüyor. Yani siz bir backlink temin edecekseniz bunun doğal yollarla olması lazım. Yani web sitenizde iyi içerikler oluşturacaksınız, keşfedilecek, bir site kullanıcılara yararlı olması için sizin sitenize link verecek.  Ve böyle doğal bir süreç başlayacak ve siteniz yukarıya çıkmaya başlayacak.
Özellikle ülkemizde link paylaşımı çok fazla gördüğümüz durumlardan değil açıkçası. Yani Avrupa’ya veya Amerika’ya baktığımızda oradaki web siteler kullanıcıların daha detaylı bilgi alması için bu tarz yöntemlere başvururken ülkemizde bu işlem çok fazla yapılmıyor. Dolayısıyla bizi biraz daha mecburiyetten link satın almaya, doğal yollarla backlink temin edilmediğinden dolayı başka kaynakların kapısını çalıp onlardan link talep etmek ve satın almak durumunda kalabiliyoruz. Ama çok dikkatli olmamız gerekiyor. Satın alınacak backlink çok iyi planlanmalı ve rastgele seçilmemelidir. Backlink nasıl alınır? Alacağınız backlinki haber sitesinden mi, blogdan mı alacaksınız, portaldan mı alacaksınız hatta belki üniversite sitelerinden mi alacaksınız? Bunun kararını çok iyi vermeniz lazım. Sadece haber sitelerinden almanız (ki sektörde genelde böyle yapılıyor) bir risk teşkil edecektir veya risk olmasa bile çok fazla değer kazancı olmayacaktır. İşte bunun yerine bloglardan ve portallardan da almanız hatta kaliteli edu uzantılı web sitelerden , ülke içindeki .edu uzantılı websiteler bir nevi belki şe yarayabilir.
Zaman – Baclinkleri ne zaman alacaksınız? Yani bir gün içerisinde 50 tane backlink mi alacaksınız veya bu sürevi bir aya mı yayacaksınız? Burada önemli olan doğal bir görünüm yaratmak. Yani siz web sitenizi açtınız bir hafta geçti, bir ay geçti…Yavaş yavaş backlink çalışmalarına başlayıp bunu belirli bir düzene oturtmanız lazım. Eğer birden dünden bugüne sitenizde inanılmaz bir frekans yaşanırsa yani birden 150-200 tane backlink sitenize gelmeye başlarsa burada problem olacaktır. Şunun da altını çizmek istiyorum. Çok ilginç bir projeniz olur, çok değerli bir projeniz olur ve bir gün tüm haber siteleri sizi haber yapar ve backlinkleriniz birden çıkabilir. Bunda problem yok. Google açısından da bunda bir problem yok. Burada önemli olan gelen backlinklerin kalitesi yani dediğim gibi bir günde 50 tane kalitesiz hatta çöplük diye tabir edilen web sitelerden backlink gelirse bu çok büyük problem olacaktır ve yüksek ihtimalle de banlanacaksınızdır.
Anchor text – Şu terlik kelimesi. Yani ayakkabı sitesinden bu terlik sitesine geçerken kullandığımız terlik kelimesi (bu kelimeye link vermiştik) bunun adı Anchor text. Burada da sadece anahtar kelimenizi düşünmemelisiniz. Yani ben terlik yazınca çıkmak istiyorum demeniz sadece terlik kelimesinden backlink alacağınız anlamına gelmiyor.  Burada uzun kuyruklu kelimeler de kullanmamız lazım. Yani terlik fiyatları, terlik çeşitleri, yaz için terlikler, bayan için terlikler vs. Bunların kullanımı da bu doğal süreci arttıracaktır. Yani kimse size sürekli onlarca web site terlik terlik terlik diye backlink vermez burada zaten anormal bir durum oluşacaktır. Hatta bazen tıkla kelimesinden bile link almanız lazım. Detayları şimdi tıklayınız. Tıklayınız kelimesinden gelme sebebi doğallık yaratacaktır. Bu da çok önemli. Terlik kelimesinde (yine aynı örnekten gidiyorum) sadece ana sayfanızda çıkmasını hedefleyemezsiniz yani web sitenizde 40.000 tane sayfa var ama siz backlink çalışmanızı anasayfanıza yapıyorsunuz. Yani bu yapılabilir ama etkisi çok olmaz eğer yine dozunu arttırırsanız bir spam durumuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Çok tehlikeli. Onun yerine alt sayfalarınıza, iletişim sayfanıza, kategori sayfalarınıza yapılan çalışmalar aslında sizin ana domaininizin değerini de arttıracaktır dolayısıyla tek bir sayfaya yönelmemeniz daha doğru.
“No follow” etiketi – Bu bir eşleme etiketidir. Yani basit bir kodla no follow etiketi eklenir ve Google’a “bu linki takip etme yani bir değer aktarımı olmasın” komutu verilir. Genelde reklamlarda kullanılır. Yani siz şuraya bu terlik kelimesine reklam almışsınızdır. Ekleyeceğiniz no follow ile bu otorite aktarımı olmaz. Ve siz backink alırken eğer karşı taraf bütün etiketlerine “no follow” koyarsa verdiğiniz etiket boşa gidecektir. Herhangi bir şekilde bir değer kazanımı olmayacaktır. Ama şunun da altını çizmek istiyorum; binlerce linkiniz varsa birkaçında “no follow” olması normaldir. Herkes de do follow dediğimiz yani no follow’un zıttında link vermek zorunda değil. Yani şu kısımda altını çizmek istediğim konudoğallık. Web sitenize alacağınız backlinkleri kendi kendinizi Google yerine koyup doğallıktan çıkmayarak bir şekilde sürdeürmelisiniz, dizayn etmelisiniz.
Black hat SEO taktikleleri – Şimdi normalde bildiğimiz önemli forumlarda şu tarz bilgiler göreceksiniz. İşte 3 aylık link, veya footer link çıkışları, forumlardan linkler vs. Bunlar kesinlikle bizim önermediğimiz şeyler. Bundan 10 sene önce bunlar yapılıyordu belki işe de yarıyordu ama durum böyle değil. Bir link üç aylık olmaz. Zaten bir güvenilir kaynaklardan alınan bir linkin etki etmesi 4 aydır. Dolayısıyla 3 aylık, 2 aylık backlink çok saçmadır.
Footer linkleri – Bir tane haber sitesi düşünün. Güncel haberleri paylaşıyor. Footerda da bir tane kelime var. Terlik. Şimdi o terlik o footerda ne arıyor? Dolayısıyla oradan link çıkmak da manasız olacaktır ama örneğin bir web tasarım ajansınız var oradaki web sitenin sonuna kendi ajansınızın ismini koyabilirsiniz. Zaten bu çok kullanılan bir şey. Google’ın da bunu kabul ettiği, bu şekilde kullanılabileceğini söylediği bir yönergedir ama çok fazla da değer geçişi de olmayacaktır.
Forumlar – Forumların en büyük problemi sayfalarında çok değerli bilgilerin olmamasıdır yani birisi bir başlık açar, altına birisi 2 satır bir şey yazar. Genelde forumlarda böyledir. Siz oraya kendi linkinizi koyarsanız aslında değersiz bir sayfadan link almış olursunuz. Bu da biraz önce bahsettiğim spam kısmına girebilir. Burada çok dikkatli olmalısınız. Bunu da kesinlikle önermiyoruz.
Dizinler – Dünyada çok fazla kaliteli dizin kalmadı. İşte herkes DMOZ konuşur çok değerlidir diye. Artık onun bile etkisi yok. (KAPANDI!!!) Yani dizinler de artık çok değersiz. Artık arama motorları dizinlerden çok daha iyi çalıştığı için dizinlere gerek yok. Bu tarz çalışmalar da çok tehlikeli olacaktır. Özellikle forumlardan veya herhangi farklı kaynaklardan kesinlikle işte 5 liraya, 10 liraya neyse backlink paketi almamalısınız. Eğer alırsanız bugün bahsettiğim gibi doğallık bozulmuş olur. Google’ın gözünde spam hareketler yapan bir web site haline gelirsiniz ve banlanmanız an meselesi haline gelir. Yani backlink çok basittir, alınması da çok basittir ama yanlış yaparsanız çok büyük problemlerle başınız ağrıyacaktır. Bugünkü konumuz bu kadar. Yorumlar kısmında da istediğiniz soruları da sorabilirsiniz veya aklınıza takılan kısımları da belirtebilirsiniz.

Backlink


Wordpress E-Ticaret Sitesi Kurmak

Hepinize merhaba, Ben Alperen Özdemir




Bugün çok merak edilen ve çok araştırılan konu olan; ülkemizde son 3-4 yıl süre içerisinde revaçta olan, E-Ticaret sitesinin Wordpress üzerinden nasıl kurulacağını anlatacağım.




  1. Öncelikle bir domain daha sonra hosting almamız gerekiyor.
  2. Aldığımız hosting ve domaini wordpress'e bağlamamız gerekiyor (Tavsiye olarak hosting kurulum firması:Natro , Wordpress kurulum seçeneği mevcuttur.)
  3. Bağladıktan sonra "Wordpress Kurulum Dosyası'nı indirmemiz gerekiyor"
  4. Almış olduğumuz Hosting üzerinden "FTP Giriş bilgilerimizi, FileZilla'ya girip, database arayüzümüze erişmemiz gerekiyor"
  5. Yol1:
    FileZilla'ya bağlandığımıza göre sırada ki adımımız, E-Ticaret sitesi kurulumu için yüklememiz gereken bir ekletisi var (bkz:WooCommerce) bu eklentiyi ister indirip FTP Bağlantısı üzerinden "Wordpress>wp-content>plugins" dizininin içersine atın, daha sonra admin panelinize girince eklentiyi görmüş olacaksınız, içerisine gelip Firma, kuruluş vs. bilgilerinizi düzenleyin.
    Yol2;
    Admin Panelinize girin>Eklentiler> Yeni Eklenti>WooCommerce>İndir; Kurulum bittikten sonra Firmanız yada kuruluşunuz için düzenlemeleri yapabilirsiniz.

TEMA KURULUMU

 Almış oldunuz temayı;
Yol1:
FTP Dizininize bağlanın>Wodpress>wp-content-themes; dizininin içerisine atın ve admin panelizine girin> temalar> yüklemiş olduğunuz temayı seçin.

Yol2: Admin Paneli> Görünüm> Temalar> Gelen sayafada istediğiniz temayı satın alın yada seçin.

Tanrı Dağı'nın son efendileri... Tarihimizin başladığı yer.

Tanrı Dağı'nın son efendileri... Tarihimizin başladığı yer.

Kırgızistan’a adım atar atmaz Tanrı Dağları’na neden bu adın verildiğini anlıyorsunuz. Dört bir yanda yüceliğiyle boy gösteriyor. Uçsuz bucaksız bozkırlar, göğe yükselen zirveler... Orta Asya’daki bu topraklara tam 3 bin yıldır devam eden bir geleneğin izlerini sürmeye gittim. Artık sadece üç ülkede kartalla avcılık yaşatılıyor; Kırgızistan, Moğolistan ve Kazakistan. Ben Kırgızistan’da kartalla avcılık yapan son aileleri buldum. Onlar için kartallar kutsal birer emanet. Hayvanların olağanüstü yeteneklerine çok saygı duyuyorlar. Daha yavruyken yuvalarından alıp eğitiyorlar. Evcilleştiriyorlar. Ava gittikleri bu yırtıcılarla adeta bir aile bağı kuruyorlar. Bir zamanlar atalarımızın, Türklerin Batı’ya yayıldığı nokta olan Issık Gölü’nde bu geleneği yaşatan son insanlarla at bindim, ok attım.

Uçağımız İstanbul’dan kalktıktan yaklaşık beş saat sonra Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’teki Manas Havalimanı’na iniyor. Aramızda beş saat fark var. Kahvaltı molası verdiğimiz şehre dönüşte tekrar uğramak üzere, Issık Gölü’nün yolunu tutuyoruz.
Burası, Peru’yla Bolivya arasında And Dağları’nın 3 bin 800 metrelik yüksekliğinde bulunan Titikaka Gölü’nden sonra, en yüksek irtifaya sahip ikinci göl. Tam 1600 metrede...
Tanrı Dağları, ülkenin yüzde 65’ini kaplıyor. Haliyle ne yöne gitseniz bu görkemli dağlar sizinle birlikte...
Bize üç gün boyunca eşlik edecek rehberimiz Aleksei Belov’a dağları gösterip “Bunların yüksekliği nedir” diye soruyorum. “Onlar fazla değil, 4-5 bin metre” diyor. En fazla 5 bin 137 metre yükseklikte bir dağa (Ağrı Dağı) sahip bir ülkede yaşayan biri için, çok büyüleyici bir manzara. Kırgızistan’da zirvesi 6-7 bin metreleri bulan çok fazla dağ bulunuyor.
Bu nedenle de dağ turizmi epey yaygın. Her yıl milyonlarca kişi buraları keşfe gidiyor. Yürüyüş turları da çok popüler. Aleksei, en çok Fransızlar, İspanyollar ve İngilizlerin gittiğini söylüyor.

Kutsal emanetler
Issık Gölü’ne üç saatlik kara yolculuğundan sonra ulaşıyoruz. Kartalla avlanan ilk ailenin yanına varıyoruz. Tüm ülkede 50 kişi kartalla avlanıyor. Göl çevresindeyse yedi-sekiz aile kalmış. Asiyemo ve ailesi, onlardan biri. Evler birbirine benziyor. Kerpiç, iki katlı yapılar. Kuvvetli bir rüzgârda yıkılacak gibi çoğu.
Evin dışında bir köşede dişi kartal Tunuk, diğer tarafta ise bir kütüğün üzerinde Tumaro bekliyor. ‘Tomogo’ adı verilen deri maske kartalların gözlerini kapıyor. “Sevebilirsin” diyor sahibi.
Yıllardır belgesellerde, kendilerinden onlarca kat ağır keçileri, kurtları nasıl avladıklarını izledikten; tilkileri, tavşanları çerez niyetine yediklerini bildikten sonra ne mümkün...
Ancak biraz vakit geçirdikten sonra bırakın sevmeyi, bu evcilleşmiş hayvanları koluma alıp gezdiriyorum bile. Çünkü insanların yanında, vahşiliklerinden pek eser yok. Ya da bana öyle geliyor çünkü sahibi fazla yaklaşmamam konusunda sık sık uyarıyor.

Akylbek Serkelaev ve karısı Anara’dan oluşan Kut Folk Band, bize mini bir konser veriyor.
Asiyemo, köyde kartalla avlanan yedi-sekiz kişi olduğunu söyledikten sonra anlatmaya başlıyor: “Kartallarla en çok tilki avlıyorum. Yaklaşık iki aylıklarken eğitime başlıyoruz. Üç yaşına kadar da devam ediyor. Eğer iyi bir kuşsa 20 yıla kadar avlanıyor bu kartallar. Yeteneksiz bir kuşsa bir-iki yıl eğitip durumuna bakıyoruz. Olmuyorsa vazgeçiyoruz. Avlanamayan kuşları satmıyoruz, hediye olarak veriyoruz. En büyük oğlum da benim gibi avlanıyor. O şahinle çıkıyor. Küçük oğlum da isterse kartal avcısı olabilir...”

Asiyemo’nun küçük kızı da kartalla avcılığa şimdiden meraklı.
Federasyonları ve festivalleri var
Günümüzde kartalla avlanma aslında bir ihtiyaç değil. Spor ve eğlence amacıyla yapılıyor. Her yıl sonbaharda düzenlenen bir festivali bile var. Kartalla avlanan insan sayısı az ancak bir federasyonları kurulmuş durumda. Başındaki isim de Almaz Akunov.
Kırgızistan’da iki günü Akunov’la geçiriyoruz. Hem geleneği anlatıyor hem de yerel kıyafetlerini giyip bol bol poz veriyor bize.
Federasyonun adı Salburun. Sadece kartalla değil, bütün yırtıcı kuşlarla ilgileniyorlar.
Akunov, bu geleneğe son 15 yılda merak sarmış. Bunu yaşatmak, gelecek kuşaklara aktarmak için uğraştığını belirtiyor:
“Bu geleneği devam ettirmek için çok emek sarf ediyoruz. Çünkü çok az aile kaldı. Benim kartalımın adı Şayerda. Av sezonu genelde sonbahar ve kışın. Her kuş ihtiyacına göre besleniyor. Çokça et yiyorlar. Pişmiş değil, çiğ et olması gerekiyor. Özellikle kuş eti ama çakal, kurt, geyik eti de olur...”
Kırgızistan’da kartalla avlananların izini sürmeye devam ediyoruz. Bu kez Nursultan’ın yaşadığı Bakanbayeva Köyü’ndeyiz.
Üç yıldır bir kartalı var. Adını Sulukie koyup eğitmiş. Nursultan’ın altı kız, beş de erkek kardeşi var. Ailede kartal sahibi olan sadece kendisi. Avcılık dışında, köydeki çiftliklerinde çalışıyor...

Bakanbayeva Köyü’nde yaşayan Nursultan’ın üç yıldır eğittiği, Sulukie adında bir kartalı var. Ailede kartal sahibi olan sadece kendisi.Nursultan ve kardeşleriyle yüksek tepelere çıkıyoruz. Yılkı atlarının arasından geçerek kendimize uçsuz bucaksız bozkırları görebileceğimiz bir nokta seçiyoruz. Kartalları taşların üzerine koyup bol bol çekim yapıyoruz. Sonra da Türklerin Batı’ya yayıldığı söylenen toprakları uzun uzun seyre dalıyoruz...Ailenin parçası ‘bürküt’ler
Kırgızlar kartala ‘bürküt’ diyor. Genelde çok çocuklu bu ailelerin bir evladı da işte bu bürkütler. Ateşli silahların bulunmadığı dönemde, ülkede 30-40 yıl yaşayan bu yırtıcılarla avcılık bir zorunlulukmuş aslında. Günümüzde bu tür avlanma tarzını meslek haline getirenlerin sayısı gitgide azalıyor. Bugün bu gelenek sadece spor ve eğlence amaçlı yapılıyor.

Yırtıcı kuşların en büyüğü ve güneşe çıplak gözle doğrudan bakabilen nadir canlı türlerinden biri olan kartal (Falconidae) gündüz yırtıcı kanatlıları arasında sayılıyor.Bişkek’te parktan alışverişe, müzeden gece hayatına... Başkent Bişkek’e vardığımızda sabahın erken saatleriydi. Kentte trafik yok sanmıştım. Ancak yanılmışım. Dönüş mesai çıkışına denk gelince, birkaç kilometrelik yolu kat etmemiz onlarca dakika sürüyor. Geniş caddelerde akşam saatlerinde ilerlemek hayli güç. 
Bence ülkenin bozkırları, doğası kentinden daha güzel. Ancak Kırgızistan’a kadar gitmişten başkente de bir gün ayırmamak olmaz. 
Bişkek’in en geniş caddesinde sağlı sollu devlet kurumları, bakanlıklar var. Kentte gece hayatından lüks restoranlara, AVM’lere ne ararsanız bulabilirsiniz. 
Hediyelik eşyalar için Tsum Center adlı AVM, kentteki en iyi seçenek. Biraz bizdeki Doğubank’a benziyor. Alt katlar hep elektronikçi. En üst katı ise tamamen el yapımı ürünlerle dolu. Neredeyse her mağazada Türkçe bilen birini bulabiliyorsunuz. Alışverişte zorlanmazsınız. Pazarlıksa olmazsa olmaz... Ülkenin para birimi Som. 1 Som, yaklaşık 0.06 TL.

Aladağ (Ala-Too) Meydanı’nda Kırgızların ulusal kahramanı Manas’ın dev heykelini de görebilirsiniz.Tarih Müzesi görkemli binasıyla dikkat çekiyor. Aladağ (Ala-Too) Meydanı’ndaki müzeye giderseniz ulusal kahraman Manas’ın dev heykelini de görebiliyorsunuz. Oak Park ise kent içinde yeşillik arayanlara göre. 
Ülke genelinde metro yok. Ancak elektrikli troleybüsler her yerde. Üstelik bir zamanların İstanbul’unda olduğu gibi anacaddelerin ortasında ilerliyor. Kimi zaman da yolda kalıp trafiği tıkıyor. 
Kırgızistan’da devlet memurları ortalama 200-300 dolar maaş alıyor. Hayat kısmen ucuz.
Keşifler başlıyor.Türkiye’den Kırgızistan’a giden çok fazla turist yok. Gazella Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Velit Gazel, ülkede aslında büyük potansiyel olduğunu ancak bunun henüz keşfedilemediğini söylüyor. Gazel’e göre özellikle bu avcıları görmek, onları fotoğraflamak isteyenler için en uygun ülke Kırgızistan. Ulaşımı kolay ve ucuz. Bu nedenle de buraya ilk kez tur yapmayı planladığını anlatıyor: “Uçakta bakıyorsunuz, 
Türk dolu ama kimse gezmeye gelmiyor. Hepsi iş için. Buralar bambaşka bir coğrafya. Özellikle kartal avcılığı konusunda. Tüm Orta Asya’da 200-300 aile kalmış; 50’si de bu ülkede. Onları fotoğraflamak bizim için çok önemli bir deneyim.”
Diller benziyor ama...
Kırgızca gramer yapısı olarak Türkçeye benziyor. İkisi de sondan eklemeli dillerden. Bazılarının söyledikleri kısmen anlaşılır geliyor. Ancak Türkçeye nasıl Farsçadan pek çok kelime yerleşmişse Kırgızistan da Çinceden çok fazla kelime almış.

Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/hurriyet-pazar/tanri-daginin-son-efendileri-tarihimizin-basladigi-yer-40797769

20 Farklı Fotoğraf Manipülasyon Taktiği

Zaman zaman tasarım konusunda derlemeler ve ipuçları yayınlayan sitelerde gezinirim. Bunlardan biri olan tuts+’ın tasarımcı blogunda bir fotoğrafı nasıl çok etkili ve fantastik havalara sokabileceğimize dair 20 farklı tekniğin derlendiği yazıyı okuyunca burada da paylaşmak istedim. 
tuts+’ın dizayn ve illüstrasyon inceliklerini paylaştığı Design.tutsplus.com adresinde 20 farklı teknikle nasıl fotoğrafları tam anlamıyla efektif ve etkileyici kılabileceğimizi anlatan bir yazı var. Özellikle reklam ve afiş tasarımlarında son derece ileri derecede kullanılan bu tekniklerden biz de birkaç ipucu yakalayabilirsek ne mutlu bizlere.
Bu teknikler arasında yer alan bir iki tanesinden bahsettikten sonra sizleri diğer teknikler için tuts+’ın kendi yazısına davet edeceğim.
Korku Efekti
Photoshop ile korku filmi efektli fotoğraflar oluşturmak
Kendinizin olduğu bir fotoğrafı düşünün. Normal bir fotoğraf. Peki bu fotoğrafı bir korku filmi sahnesiymiş gibi gösterip eğlenmek istemez misiniz? Aslında bugüne kadar düşünmediğim bir şeydi ama nedense tuts+’da yer alan bu yazıyı okuduktan sonra neden olmasın diye düşündüm. Kendi fotoğraflarımıza olmasa bile belki de bu şekilde ortaya çok güzel çalışmalar çıkarabiliriz.


Photoshop ile yanma ve parçalanma efekti oluşturma
Aslında pek çok yerde karşılaşıyoruz bu tarz fotoğraflarla. Çoğu zaman duygusal bir etki oluşturmak amaçlı olarak hazırlanan bu fotoğraflar pek çok dernek ve kuruluş tarafından kullanılıyor. Peki bu fotoğrafların nasıl elde edildiğini biliyor muyuz? İşte tuts+ içerisinde yer alan bu yazıda sizlere normal bir insan fotoğrafının nasıl parçalanan ve yanan bir beden haline getirebileceğinizi anlatıyor. (Biraz farklı bir anlatım tarzı oldu bu teknik için ama incelerken farklı kullanım alanları da bulacağınıza eminim.)

MATEMATİĞİN YANINDA ÖĞRENMEYİDE ÖĞRETEN ADAM

KOÇ'LUDAN ÖZEL DERS   

         
     Size hiç önceden verilen bir derste öğrenmeyi öğrettiler mi? Günümüzde insanlar oratalama olarak 16 yıl okullardan ( ilkokul,lise,üniversite...) eğitim alıyor. Bu eğitim sürecinde A dan Z ye hayatın her yerinden bir konu ile ilgili bir şeyler öğretilmeye çalışılıyor. Ancak bunu yaparlerken öğrencinin biyolojik ve psikolojik etmenleri göz ardı edilerek yapılıyor.  Bu durum neticesinde 16 yıllık eğitim sonun da bazen dört işlem bile yapamayan öğrenciler ,  onca yılık ingilizce eğitimiyle birlikte ingilizce cümle yapısını bile bilmeyen öğrenciler yetişiyor. Oysaki hayatın her zamanı öğrenme aktivitesi içinde olduğumuzu biliyoruz.  Bu nedenle öğrencilere tonlarca konu dayatılmasından ziyade onlara hyatlarının her dönemi kullanmaları gereken ' ÖĞRENMEYİ ' öğretmeleri gerekiyor. Bu gün Koç Üniversitesi %100 burslu okuyan Elektrik- Elektronik Mühendisliği öğrencisi Zindan KURT'u tanıtacağım.  Kendisi İstanbul'da yaşıyor ve Matematik dersi veriyor.  Kendisini diğer ders verenlerden ayıran şey verdiği dersi öğrenmeyide öğretiyor olmasıdır . Kaliteli bir matematik  dersi almak isterseniz aşşağıdaki mail ve instagram adresinden ulaşabilirsiniz. 



Mail:
zindan.kurt7@gmail.com

İnstagram:
zindan.kurt07